Bütün dünyanın dikkatinin İran’a çevrilmesine neden olan Amerikan ve İsrail saldırıları sonucu dini liderleri Ali Hamaney ve devletin tüm üst düzey askeri ve siyasi yöneticilerinin hayatını kaybettiği savaş tüm hızıyla sürüyor. 168’i çocuk olmak üzere şu ana kadar yüzlerce insan öldü. Devam eden saldırılarla bu sayı her gün artıyor.
Ne zaman ve nasıl biteceği henüz belli olmayan bu kirli savaştan önce İran ne durumdaydı, bu günlere nasıl geldi?
Meselenin özü işte burada yatıyor.
Tarih Şubat 2010. Devrin, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın İran’a yaptığı resmi ziyarete katıldım.
THY’nin uçağı ile İmam Humeyni’ye indik. Ertesi gün dünya güzeli, Nısf-ı Cihan (Cihanın yarısı) diye nitelenen İsfahan’a gitmek için Tahran’ın eski havalimanı olan Mehrabat’a geldik. Bizi Isfahan’a götürecek uçağı pistte görünce korktum ve bir daha baktım.
Şah Rıza Pehlevi zamanında satın alınan ve artık kullanılmayan Boeing 727-200 tipi çok eski bir uçaktı.
İRAN ŞAHI BOEING’E ORTAKTI
Boeing Company’e o yıllarda ortak olduğu söylenen Şah Rıza’nın satın aldığı Boeing 747-200’ler bile halen İran Air filosunda uçmayı sürdürüyor. Ne zaman ki İran devrimi gerçekleşti ve ülkede ABD aleyhtarlığı artıp da Amerikan Büyükelçiliği uzun süre işgal edilince, İran’a yıllardır sürdürülen bir ambargo konuldu ve halen de sürüyor.Uçak ve yedek parça üreticiden satın alınamıyor başka yollar deneniyor.
İşte bu nedenle İran’da sivil ve askeri uçak kazalarının diğer ülkelere göre fazla olduğu kesin bir gerçek. Çünkü, İran Air, diğer havayolu şirketleri ve İran Hava Kuvvetleri’nin envanterinde bulunan birçok uçak ve helikopter 1979’daki teokratik devrim öncesinde satın alınmış olup, halen kullanılıyor. Yedek parçası bulunamayan bu uçaklar, doğaldır ki bakımsızlıktan düşmeye mahkum. Durum, el altından alınan yedek parçalarla idare ediliyor. Bu ne kadar böyle gider hiç bilinmez.
REİSİ’NİN HELİKOPTERİ 40 YILLIKTI
19 Mayıs 2024’te Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Bakanı Abdullahiyan’ın yani sıra altı kişiyi daha taşıyan, ABD yapımı Bell 215 tipi 40 yıllık helikopterin düşmesi işte bu durumun bir sonucu olup İran için tam bir kırılma noktası olmuştur.
Bu helikopterin ve diğer uçakların düşme sebebi İran Devleti’ne, aslında İran halkına karşı yıllardır uygulanan İngilizce sanction, yaptırım, müeyyide diye tanımlanan haksız ambargo veya yaptırımlardır denilebilir. Ambargolar olmasaydı bu helikopter değilse bile, şimdiye kadar düşen sivil ve askeri hava araçlarının birçoğu düşmezdi.
Yaptırımlar olmasaydı, eskiyen uçak veya helikopterlerin yerine yenileri alınacak ya da yedek parça teminiyle gerekli değişimler yapılabilecekti.
Temmuz 2015’te imzalanan nükleer anlaşmayla ambargonun kaldırılması ABD ve İran açısından yeni bir sürecin başlangıcı olmuştu. Amerika’da Obama ve İran’da Hasan Ruhani’nin iş başına gelmesi ilişkilerin yumuşama sürecine girmesine ve böyle ciddi bir adımın atılmasına neden olmuş, bu durum dünya kamuoyunda da büyük bir memnuniyetle karşılanmıştı.
TRUMP UÇAK SATIŞINI ENGELLEDİ
Eylül 2018’de ABD Hazine Bakanlığı, Boeing ve Airbus şirketlerinin İran İslam Cumhuriyeti’ne uçak satışına izin vererek en önemli adımı atmıştı. Airbus’tan sadece üç, ATR’den ise 12 uçak teslim alındı ve süreç durdu.
ABD’de Donald Trump’ın başkanlık seçimini kazanıp nükleer anlaşmadan çekildiğini açıklamasından sonra, ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, Boeing ile Airbus’ın, İran’a uçak satış anlaşmalarının iptal edildiğini açıkladı.
Uçak ve yedek parça teslimi bıçak gibi kesilince, İranlı şirketler ellerindeki uçakları zorluklara rağmen yine de uçurmayı başarıyordu. Ama nasıl?
İranlılar, Türkiye ve Ukrayna’da şirket kurarak, bu şirketlerin üzerinden ikinci el uçak ve yedek parça temin etme gayretine girdiler. Ama nereye kadar?
Fakat şurası acı bir gerçek ki, İran’da hiç yeni uçak alınamadığı için kaza riskinin artmasıyla son 40 yılda 200’ü aşkın uçak kazasında 2 binden fazla insan hayatını ne yazık ki kaybetti.
İRAN HALKI CEZALANDIRILIYOR
86 milyonluk nüfusuyla içerde ve diasporada yetişmiş insan gücü olan İran sivil ve askeri havacılığı bu gibi yaptırımlar kalksaydı, bölgede ve pazarda önemli bir oyuncu olmaya adaydı. Bu savaş göstermiştir ki İran uzun süre bu kıskaçtan çıkamayacak.
Bu nedenle İran’ın elindeki askeri uçak filosunun Amerika’ya ve İsrail’e karşı koyması ne yazık ki imkansız gibidir.
Kadim medeniyetin mirasçısı İranlıları da cezalandıran bu ambargoların bu gidişle kaldırılması mümkün değildir.
Unutulmasın ki, bu haksız, mesnetsiz ticari ambargolar insan hakkı ihlalidir.
Yüz yıllardır savaş yapmadığımız ve komşu olarak bizi seven İran halkına bu konuda destek olmak görevimizdir.
Çünkü, Türk ve İran halkları kardeştir.
Savaşsız bir dünya dileğiyle.
Mutlu yarınlar Türkiye’m.
KUTLAMA:
Tüm kadınların; özellikle de gökyüzüne sevdalı kadınların
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Saygılarımla. (M.A)
HAVACILIK İSTİHBARATÇISI IBA SORGULADI
2026’DA GÖKYÜZÜNE KAÇ UÇAK ÇIKAR?
Merkezi İngiltere’de olan İrlanda, Amerika ve Çin’de ofisleri bulunan IBA Şirketi, sektörün her alanında ödüllü ve uzmanlığa sahip, dünya lideri bir havacılık istihbarat ve danışmanlık şirketidir. Şirketin IBA Insight (İçgörü) adlı sitesinde 2026 yılında dünya havacılığına kaç adet yeni uçağın katılacağı konusu şöyle irdelenmiş;
“2026 yılı için ekonomik görünüm, 2025 yılına büyük ölçüde benziyor. Çok sayıda dalgalanma, hızlı piyasa tepkileri ve (umarız ki) daha sakin koşullara doğru kademeli bir iniş bekleniyor. Enflasyon düşüyor, faiz oranları düşüyor ve petrol fiyatlarının, Çin'deki zayıf talep ile ABD ve OPEC'in (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) istikrarlı arzını yansıtacak şekilde düşük seyretmesi bekleniyor.
Politik anlaşmazlıkları ve yüksek tüketici maliyetlerine rağmen ticaret güçlü performansını sürdürüyor. Talep, temel itici güç olmaya devam ediyor. Lüks mallar ve konut sektörü zayıf kalmaya devam ederken, seyahat ve genel tüketici harcamaları direncini koruyor. Döviz piyasalarında hem ABD hem de Çin, ihracatı desteklemek ve açıkları yönetmek için daha zayıf döviz kurları izliyor.
Havacılık sektörü için genel ortam destekleyici nitelikte. Yakıt fiyatları düşük seviyede kalmaya devam ediyor, karlar artıyor ve havayolları yeni uçak teslimatları dışında kapasite artırma konusunda acele etmiyor. Ancak bu disiplin, rota rekabeti yoğunlaştıkça genellikle acı verici sonuçlarla birlikte bozulmaya başlıyor.
ÜRETİM VE TESLİMAT TALEPLERİ
Uçak tedariki, en önemli potansiyel değişim faktörüdür. 2025 yılı, OEM'ler (Orijinal ekipman üreticisi) genelinde anlamlı üretim ilerlemesinin görüldüğü bir dönüm noktası oldu. Airbus, daha yüksek üretim oranlarına hazırlık amacıyla son montaj faaliyetlerini artırırken, Boeing'in daha istikrarlı bir üretim akışına dönmesi, her ne kadar Airbus'ın gerisinde kalsa da, önemli bir güven sinyali verdi.
IBA'nın 2026 yılı için üretim tahmini Airbus, Boeing, Embraer, ATR ve COMAC'ın toplamında bin 800 uçaktır. Bu, 2025 yılına kıyasla önemli bir artışı temsil ediyor, ancak geçen yıl 2024 yılına kıyasla görülen artıştan daha fazla değil. Airbus için bu sayı 900'ün biraz üzerinde uçağa denk geliyor: 700 adet A320 ailesi jet, 100'den fazla A220, 42 adet A330 ve 65 adet A350.
Boeing için, sertifikasyon kilometre taşlarına doğru devam eden ilerlemenin yanı sıra, kabaca 510 adet 737, 100'den fazla 787 ve 767 ve 777F'nin her biri 25-30 filodan oluşan toplam 670 civarında uçak bekliyoruz. Embraer, ATR ve COMAC'ın teslimat rakamları, gecikmelere rağmen, iki yıl önce belirlenen büyüme beklentileriyle genel olarak uyumlu. Embraer'in 85-90 adet E-Jet ile lider konumunu sürdürmesi, ATR'nin 40'tan fazla uçakla pazara geri dönmesi ve COMAC'ın C909 ve C919 programlarıyla 55'ten fazla teslimat gerçekleştirmesi bekleniyor. Bu, elbette, ABD'den bileşen tedarik edebilme yeteneğine bağlı olacaktır.
İKİNCİL PİYASA VE EMEKLİ UÇAKLAR
Asıl soru, bunun ikincil piyasa üzerindeki etkisidir. Eski uçakların kiralama ücretleri gevşedi ancak tarihsel normların oldukça üzerinde seyrediyor; bu durum zayıflıktan ziyade dengeyi yansıtıyor. Uçabilir durumda uçak arzında aşırılık yok ve havayolları agresif büyüme peşinde koşmak yerine mevcut varlıklarını en iyi şekilde kullanmaya odaklanmış durumda.
Kira başlangıçları ve bitiş tarihleri tarihi düşük seviyelerde; artık daha kısa süreli kiralamalar norm haline geldi. Yeni teslimatlar artarken, eski uçakların kullanım oranları da tarihi seviyelere gerileyecek mi? Özellikle bakım ve güvenilirlik sorunları arttıkça, yüksek kapasite kullanımı süresiz olarak sürdürülemez; ancak birim maliyetler ve karlılık doğru yönde ilerliyor ve geri adım atmak zorlaşabilir.
Geniş gövdeli uçaklarda ise durum farklı; yumuşama belirtisi görülmüyor ve yükseliş ivmesi devam ediyor. İşlem hacminin, kısmen teslimatların ve satış-geri kiralama işlemlerinin etkisiyle artması bekleniyor, ancak kira sözleşmesine sahip satışlardaki büyümenin baskın olması muhtemel. Daha fazla önemli Birleşme ve Satın Alma faaliyeti ve kısa vadeli kiralama uzatmalarının yanı sıra, potansiyel olarak 10 milyar ABD dolarını aşan artan ABS (Varlık teminatlı menkul kıymetler) ihracı bekleyin.
Emekli uçaklarım görünümü belirsizliğini koruyor. Motor talebinin parça söküm faaliyetlerini desteklemeye devam etmesi beklenirken, özellikle GTF (Geared Turbofan) motorlu A320'lerin yüksek depolama seviyeleri göz önüne alındığında, operatörlerin uçakları elinde tutması durumunda emeklilik hacimleri uzun vadeli tarihsel normların altında kalabilir.
Ekim 2025 zirvesinden bu yana aylık bazda görülen iyileşmeler cesaret verici olsa da mevsimsel etkilerden kaynaklanıyor olabilir. Buna rağmen, yüksek motor değerleri ve kiralama ücretleri muhtemelen daha fazla fırsatçı parça satışlarına yol açacaktır.
…
NOT: Bu değerlendirme İran savaşından önce yazılmıştır.
