- Türkiye’de “dinci”lerin insanları kandırmaması için, dini iyi öğrenen bir topluma ihtiyacımız olduğunu..
- Dini bilen birinin dincilerin oyuncağı olmayacağını..
- Bu nedenle de ilkokuldan itibaren çocuklarımıza dinleri iyi öğretmemiz gerektiğini..
8 yıl önce dile getirdiğimde bana çok kızan olmuştu..
Bugünlerde okullarımızda çocuklarımızın “Ramazan etkinlikleri”ni ve buna tepkileri görünce, o yazımı bir kez hatırlatmakta fayda görüyorum..
Bakın, 17.05.2017’te konuyla ilgili neler yazmışım..
……………………………………..
Birgün Gazetesi’nin dün manşetten verdiği haberin başlığı şu:
“Diyanet’ten ‘dindar nesil’ için aralıksız din eğitimi..”
Haber, CHP Ankara Milletvekili Murat Emir’in sözleri üzerine kurgulanmış ve yayımlanmış..
…
Haberde Diyanet’in çalışmaları ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “hedefimiz dindar bir nesil” şeklindeki sözlerine de yer verilerek, “gençlere verilen din eğitimi”ni eleştirilmiş..
Yine Murat Emir tarafından, dün bu haberin fotoğrafı çekilip sosyal medyada paylaşılmış..
“Yaratılmak istenen algı”ya dikkat..
Haberin yapılışı ve Murat Emir’in sözlerine bakacak olursak, “Ak Parti hükümeti Türkiye Cumhuriyeti’ni bir din kabilesi yapmaya çalışıyor” gibi anlamamız lazım..
Gerçekten yapılmak istenen şey bu mu?
Gelin bugün şu “dindar” ne demektir, “dinci” ne demektir, “niye dindar bir toplum” gibi olgulara biraz bakalım..
Sonunda, “CHP’li vekil Murat Emir ve onun gibi düşünenler mi yanlış, yoksa yapılan çalışma mı yanlış” bunun kararını siz verin..
…
“Tanrı, din ve peygamber” olguları, neredeyse insanlar var olduğundan bu yana, toplumları istedikleri gibi kullanmak isteyen erk tarafından hep kullanılmıştır, hala da kullanılmaya devam ediyor..
Hak din kitaplarının hemen hepsinde yazılı olan ve bütün insanların uyması istenen “en temel” şartlardan biri, “Tanrı ile kulun arasına kimse giremez, girmemelidir” buyruğudur..
…
“Dindar” olmanın “laik devlet anlayışı” ile hiçbir ilgisi yoktur..
Laik olsun ya da olmasın, insanın var olduğu her yerde “herkes istediğine inanır, inancının gereğini de istediği gibi yapar” ya da yapmaz..
Baskı altında bırakılıyorsa, inancının gereğini rahatça yapamıyorsa, bunun adına dinen “günah”, hukuken de “suç” denir..
Her iki şekliyle de cezası vardır..
…
Şunu unutmayın..
Özellikle “demokrasi” ile yönetilen ülkelerde “oy” uğruna dini kullananlar çok olur..
Kimi inandığı için, kimi de inanmadığı için, ama çoğunlukla da dinleri yeterince bilmedikleri için insanlar maalesef, “siyasetçilerin ve de dincilerin oyuncağı” haline gelir..
1- Kimi taraf kendine dini kıstas alır, öyle iktidara gelmeye çalışır..
2- Kimi taraf dini kıstas almayı “gericilik” olarak göstermeye çalışır, insanların inançlarıyla oynar, öyle iktidara gelmeye çalışır..
3- Kimileri de insanların inançlarını istismar eder ve ekonomik çıkar sağlamaya çalışır..
Sonuçta, “inanç” yine belirleyici bir unsur haline gelince..
Murat Emir’in yaptığı gibi eleştiri ve paylaşımlarla milletin kafası karıştırılmaya çalışılır..
Devleti yönetenlerin, insanlara “dini baskı kurmaya çalıştığı” imajı verilir..
Yani..
İnsanoğlu yine, toplumları yönetenlerin “oyuncağı” haline gelir..
Niye gelir?
Dinleri iyi öğrenmedikleri ve bilmedikleri için gelir..
…
İşte işin püf noktası da burasıdır..
DİNDAR, “dininin buyruklarını, kurallarını eksiksiz olarak yerine getiren”dir..
İnancının gereğini yapar, kul hakkı yemez, kötü düşünmez, kimseye zarar vermez, işini hakkıyla yapar, yardım sever, ülkesini ve milletini sever..
DİNCİ ise, “dindarın hayatı pahasına koruduğu ve yaşama sebebi bildiği özellikleri birer maske gibi kullanır, dini bir sanayi ve siyasi aracı olarak görür, bundan çıkar sağlamaya çalışır, hayasız bir gaspçı ve de hırsızdır”..
Ve bu iki kavram ne yazık ki birbiriyle çok iç içe girmiştir..
Bu nedenle de insanlar dindarla dinciyi pek ayıramaz hale gelmiştir..
…
Bu durumda yapılması gereken tek bir şey vardır; “DİNİ İYİ ÖĞRENMEK..”
Dini iyi öğrenen kişi, “din sömürüsü” yapanları hemen bileceği için, asla kandırılamaz ve istismara uğramaz..
Çünkü, insanoğlu “bilmediği” her konuda kullanılmaya mahkumdur..
…
Bu nedenle..
Diyanet’in gençlere vermeye çalıştığı dini eğitime ve Erdoğan’ın “hedefimiz dindar bir nesil” sözlerine bir de bu açıdan bakın..
Ve söyleyin lütfen;
“Murat Emir ve onun gibi düşünenler mi doğru, din ve ahlak eğitimi vermeye çalışanlar mı?”
…
Diyeceğim o ki..
Siz siz olun, kendiniz öğrenmediyseniz bile, çocuklarınızın dini, hatta dinleri iyi öğrenmelerini sağlayın..
Sağlayın ki..
Siyasetçilerin ve dincilerin elinde “oyuncak” olmasın..
Benden söylemesi..
